Unutulmaz şiir dostları / Beyazıt Kahraman
Şiir okumayanımız hiç yoktur sanırım. Hemen herkes, ömründe bir kez bile olsa şiir okumuştur. İlköğrenim ya da ortaöğrenim yıllarımızdaki derslerimizde çeşitli vesilelerle şiirler okuduğumuzu anımsarız. Çok beğendiğimiz kimi şiirleri de tekrar tekrar okuduğumuz olmuştur. Kimilerini de ezberlemiş, topluluk karşısında bile okumuşuzdur. Bir kâğıda ya da deftere yazıp cebimizde taşıdığımız şiirler de olmuştur. Şiir okuduğu için suçlanan hatta ceza görenler de vardır tarihimizde. Beğendiğimiz şiirlerin şairlerini de merak etmişizdir. Onlara özendiğimiz, onlar gibi güzel şiirler yazmak istediğimiz de olmuştur. Kimimiz başardık bunu, kimimiz hüsrana uğradık. Öyle ya da böyle, hepimiz kendi çapımızda şairiz aslında. Önemli olan, şairliğimizi topluma kabul ettirebilmek. Duygularımız mı yöneltir bizi şiir yazmaya, yaşadıklarımız mı? Duygularımız yaşadıklarımızın sonucu olduğuna göre… Duygularımızı yaşamımızdan ayıramayacağımıza göre… Şairin bir başka şairden etkilenmesine ne demeli? Şairlerin şiir anlayışları arasındaki farklılıklar nereden ve neden çıkmıştır ortaya? Şairler arasındaki şiir tartışmaları, görüş ayrılıkları, kıskançlıklar, eleştiriler, küskünlükler… Kimi şarkıların, türkülerin bir hikâyesi olduğu gibi şiirlerin de yazılış ya da doğuş hikâyesi var mıdır? Bütün bu soruların ve düşüncelerin yanıtlarını, “Şiirsiz ve çiçeksiz yaşanmaz” diyen Erol Ertuğrul’un Şiir Dostlarım adlı kitabında buldum. Kitabın kimi bölümlerinin tadına doyamayıp tekrar okuduğum da oldu. Şairler ve şiirleri hakkında bilmediklerim varmış. Kimi şiirlerin nasıl yaratıldığının, esin kaynağının ne olduğunun ilginç, dramatik ya da trajik öyküleri etkileyici bir dille anlatılmış. Erol Ertuğrul’a ilk şiirini, henüz 5.5 yaşındayken annesi öğretmiş ve o da bir 23 Nisan bayramında okumuş şiiri. Topluluk karşısında şiir okuyabilmek yüreklilik ister ve heyecan vericidir. Şiiri başarıyla okuyabilmek de özgüven kazandırır insana. Böyle başlamış Erol Ertuğrul’un şiir sevgisi. Sonraki yıllarda babasının sesinden dinlemiş Nâzım Hikmet’in şiirlerini. Şiir sevgisi tutkuya dönüşmüş. Gençlik yıllarında Ankara’da hukuk öğrenimi görmüş olan yazarımız, öğrencilik yıllarında birçok sanatçımız ve şairimizle tanışmış. Fakültede öğrenciyken Uğur Mumcu’nun öğrenci derneği başkanlığından sonra aynı görevi yürütmüş. Yükseköğrenimini burslu olarak yaptığı için Anadolu’da birçok ilçemizde uzun yıllar kaymakam olarak görev yapmış. Emekli olduktan sonra avukatlık yapmaya başlayan Erol Ertuğrul çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazmış. Öğrencilik, kaymakamlık ve avukatlık yıllarında birçok yazarımızla, şairimizle tanışmış; onlarla yakın ilişkileri, arkadaşlıkları, ailece görüşmeleri, sohbetleri olmuş. Sanat ve siyaset alanında tanınmış birçok kişiyle ortak anıları olan avukat/yazar Erol Ertuğrul, bu anıları şiir yorumlarıyla birlikte dile getirmiş. Etkili bir dille yazılan anıların, denemelerin arasında birçok tanınmış şaire ve şiirine yer verilmiş. O şairlerle biz de tanışmak, onlarla kısa da olsa sohbet etmek isterdik değil mi? Kim istemez? O şairlere şiirleri hakkındaki düşüncelerimizi, şiirlerinin bizi nasıl etkilediğini birkaç sözcükle de olsa anlatma olanağını bulabilseydik… Erol Ertuğrul bu olanağı en çok yakalayanlardan, onlarla dostluk edip aynı etkinlikte birlikte olanlardan, aynı sofrada yemek yiyip kadeh tokuşturanlardan biri olarak kaleme almış anılarını ve denemelerini. Tevfik Fikret’in Türk Devrimi’ne katkısını; Atatürk’ün yurtseverlik, özgürlük ve devrimcilik duygularına nasıl kaynaklık ettiğini; Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”yi hangi duygularla yazdığını; dünyanın en büyük şairlerinden biri olan Nâzım Hikmet’in aşklarını, yurt özlemini, mektuplaşan şiirlerini; “Haydi Abbas” şiirine kaynaklık eden duyguları; evlat acısıyla, ölüm korkusuyla, cinsellik duygularıyla, yurt özlemiyle yazılan şiirlerin ilginç hikâyelerini heyecan duyarak okuyabileceğim bir kitap olarak yanımda taşıyorum Şiir Dostlarım’ı. Başkalarından öğrenemeyeceğimiz anılarını alçakgönüllü bir anlatımla ve yorumla dile getiren Erol Ertuğrul’un bilgi birikimi ve kültürel donanımı da hemen dikkati çekiyor. Gıpta etmemek elde değil. Özellikle Türk Aydınlanması’nın yılmaz savunucuları ve savaşımcıları tarihimizde yerini almış olan İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday, Sami Karaören, Vedat Günyol, Necati Cumalı, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Nadir Nadi, Can Yücel’le ilintili anılar, düşünceler, yorumlar herkesin ilgisini çekecektir. Adları unutulmaya yüz tutmuş birkaç şairimizin şiirlerine ve onların yaşamlarına değgin bilgilere yer vermesini de bir değerbilirlik örneği olarak saptadım. Şiir Dostları’nın ortaya çıkışında, Cumhuriyet gazetesinin 2. sayfasını uzun yıllar başarıyla yönetmiş ve düzenlemiş olan değerli aydınımız Sami Karaören’in katkısı, bu değerli yapıta ayrı bir önem kazandırmış. Beyazıt Kahraman
Gerçek Edebiyat
YORUMLAR